1. Haberler
  2. TIP & BİLİM
  3. Yaşlanmanın sırrı hücre çekirdeğinde aranıyor

Yaşlanmanın sırrı hücre çekirdeğinde aranıyor

Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen MolBiyoKon’26’da, hücrelerin yaşlanırken kendilerini nasıl koruduğuna ilişkin yeni araştırmalar öne çıktı. Bilim insanları özellikle hücre çekirdeğindeki hasarlı bileşenlerin temizlenmesini sağlayan “nükleer otofaji” mekanizmasının yaşam süresi ve yaşa bağlı hastalıklarla ilişkisini araştırıyor. Kongrede kanserin genetik evrimi, genom mühendisliği, hücre ve gen tedavileri ile kişiselleştirilmiş tıp alanındaki çalışmalar da ele alındı.

featured
MolBiyoKon’26, Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde farklı ülkelerden 300’ü aşkın bilim insanını bir araya getirdi.
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

17-19 Eylül 2026 tarihlerinde Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Moleküler Biyoloji Derneği 10. Uluslararası Kongresi MolBiyoKon’26, farklı ülkelerden 300’ü aşkın bilim insanını bir araya getirdi. Genç araştırmacılar ve öğrencilerin de katıldığı kongrede 200’ün üzerinde çalışma sunuldu.

Hücrenin “temizlik sistemi” araştırılıyor

Kongrenin açılış konuşmasını yapan Girit Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Moleküler Sistemler Biyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nektarios Tavernarakis, hücrelerin yaşlanma sürecinde bütünlüğünü nasıl koruduğunu ve hücresel geri dönüşüm mekanizmalarının yaşam süresindeki rolünü anlattı.

Tavernarakis ve ekibinin çalışmalarında özellikle nükleer otofaji üzerinde duruluyor. Bu mekanizma, hücre çekirdeğinde hasar gören veya artık ihtiyaç duyulmayan bileşenlerin ortadan kaldırılmasını sağlıyor.

Araştırmalarda nükleer otofajinin hücrelerin yaşam süresini nasıl etkilediği ve genetik bilginin sonraki nesillere aktarılmasında kritik rol oynayan üreme hücrelerinin işlevselliğinin korunmasına nasıl katkı sağladığı inceleniyor.

Tavernarakis, bu süreçlerin daha iyi anlaşılmasının sağlıklı yaşlanmanın yanı sıra yaşa bağlı hastalıkların altında yatan moleküler mekanizmalara ilişkin yeni ipuçları sağlayabileceğine dikkat çekiyor.

Kanser hücrelerinin zayıf noktaları aranıyor

Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Mazhar Adlı ise genom mühendisliği ve hücre içindeki belirli proteinlerin kontrollü biçimde ortadan kaldırılmasını sağlayan yeni teknolojilere ilişkin çalışmalarını paylaştı.

Bir protein hücrenin yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilmez olduğunda, proteinin tamamen ortadan kaldırılması hücrenin ölmesine ve işlevinin ayrıntılı biçimde araştırılmasının zorlaşmasına yol açabiliyor. Yeni yöntemler ise proteinlerin kontrollü ve zamana bağlı biçimde parçalanmasını sağlayarak araştırmacılara hücresel süreçleri daha hassas biçimde inceleme olanağı sunuyor.

Adlı’ya göre bu teknolojiler, temel hücre biyolojisinin anlaşılmasının yanı sıra kanser hücrelerinin bağımlı olduğu moleküler süreçlerin ve gelecekte tedavi açısından araştırılabilecek yeni hedeflerin belirlenmesinde de potansiyel taşıyor.

Kanser tek bir mutasyondan ibaret değil

Münih Teknik Üniversitesi’nden Moleküler Onkoloji ve Fonksiyonel Genomik Uzmanı Prof. Dr. Roland Rad da kanser gelişimi sırasında ortaya çıkan genetik değişikliklerin birbirleriyle nasıl etkileştiğini ele aldı.

Rad, kanserin çoğu zaman tek bir genetik değişiklik sonucunda değil, zaman içerisinde biriken ve birbirlerinin etkilerini değiştiren çok sayıda mutasyonun bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını belirtiyor. Bu nedenle yalnızca hangi genlerin mutasyona uğradığını belirlemek değil, farklı genetik değişikliklerin birlikte nasıl davrandığını anlamak da önem taşıyor.

Bu yaklaşım kanserin, tanı anındaki genetik yapısıyla sınırlı kalmadan hastalık ilerledikçe ve tedavi baskısı altında değişebilen evrimsel bir süreç olarak incelenmesine olanak sağlıyor.

MolBiyoKon’26 Kongre Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü.

Temel bilimden tedavi araştırmalarına

MolBiyoKon’26’nın gündeminde genom düzenleme, ileri genomik teknolojiler, hücre ve gen tedavileri, kişiselleştirilmiş tıp ve sentetik biyoloji de yer aldı.

Kongre Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü, temel bilimde elde edilen bir bulgunun zaman içerisinde yeni teknolojilere ve hastalık mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına zemin hazırlayabildiğini belirterek, farklı disiplinlerde çalışan bilim insanları arasındaki etkileşimin önemine dikkat çekti.

Sütlü, genomik, hücre biyolojisi, biyoinformatik ve yapay zekâ gibi farklı alanların birlikte çalışmasının yaşam bilimlerindeki büyük soruların araştırılmasında giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti.

Yaşlanmanın sırrı hücre çekirdeğinde aranıyor
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter