Alzheimer hastalığında erken ve doğru tanıya yönelik çalışmalar hız kazanırken, kan üzerinden ölçülebilen biyobelirteçler tanı sürecinde önemli bir araştırma ve uygulama alanı haline geliyor.
Prof. Dr. Özlem Güngör Tunçer, yeni nesil kan testlerinin Alzheimer hastalığıyla ilişkili biyolojik süreçlerin değerlendirilmesine yardımcı olabileceğini ancak test sonuçlarının tek başına tanı anlamına gelmediğini vurguluyor.
p-tau217 öne çıkıyor
Son yıllarda üzerinde yoğun biçimde çalışılan p-tau217, Alzheimer hastalığıyla ilişkili tau ve amiloid değişikliklerinin değerlendirilmesinde öne çıkan kan biyobelirteçleri arasında bulunuyor.
Kan üzerinden yapılabilen bu değerlendirmeler, Alzheimer tanısında kullanılan PET görüntüleme ve beyin omurilik sıvısı incelemelerine kıyasla daha kolay uygulanabilen yöntemlerin geliştirilmesi açısından önem taşıyor.

Her unutkanlıkta yapılacak bir tarama testi değil
Prof. Dr. Güngör Tunçer, kan testlerinin toplumdaki herkese uygulanacak genel bir Alzheimer tarama testi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Hastanın yakınmaları, bilişsel değerlendirmeler ve nörolojik muayene tanı sürecinin temel parçaları olmayı sürdürüyor. Gerektiğinde görüntüleme ve diğer ileri incelemeler de değerlendirmeye dahil ediliyor.
Yeni tedaviler tanının önemini artırıyor
Alzheimer hastalığındaki biyolojik değişiklikleri hedefleyen yeni tedavilerin geliştirilmesi, hastaların doğru ve erken değerlendirilmesini daha önemli hale getiriyor.
Kan biyobelirteçlerinin klinik kullanıma girmesiyle birlikte daha kolay erişilebilen tanısal araçların yaygınlaşması beklenirken, uzmanlar hangi hastada hangi testin kullanılacağına nöroloji değerlendirmesi sonucunda karar verilmesi gerektiğini vurguluyor.
