Prostat kanseri özellikle erken evrelerde belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerleyebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. İlker Tinay, yaşla birlikte riskin artması nedeniyle düzenli kontrollerin ve kişiye göre planlanan PSA değerlendirmesinin erken tanıda önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Prostat kanseri erkeklerde sık görülen kanser türleri arasında yer alırken, hastalığın erken döneminde herhangi bir belirti görülmeyebilmesi tanının gecikmesine neden olabiliyor.
İdrar şikâyetleri tek başına kanser anlamına gelmiyor
Prof. Dr. İlker Tinay, idrar yapmaya başlamakta güçlük, idrar akımında zayıflama, sık idrara çıkma veya gece idrara kalkma gibi yakınmaların prostatla ilgili farklı sorunlarda da ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Bu nedenle söz konusu belirtilerin tek başına prostat kanseri göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise idrarda veya menide kan görülmesi, açıklanamayan kilo kaybı ve kemik ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor.

PSA testi tanı sürecinin bir parçası
Prostat kanserinin değerlendirilmesinde PSA kan testi ve hekim muayenesi önemli araçlar arasında bulunuyor. Ancak PSA seviyesinin yüksek olması tek başına kanser tanısı anlamına gelmiyor. Prostat büyümesi veya enfeksiyon gibi farklı durumlar da PSA değerinin yükselmesine yol açabiliyor.
Şüpheli bulguların ortaya çıkması halinde ileri görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde biyopsiyle tanı süreci devam ediyor. Prof. Dr. Tinay, kontrol ve tarama yaklaşımının kişinin yaşı, aile öyküsü ve diğer risk faktörleri dikkate alınarak hekimle birlikte belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.
